Bugun...


Sinem YALÇIN - PSİKOLOG
SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU
Tarih: 03-01-2020 11:04:00 Güncelleme: 03-01-2020 11:04:00


   Girdiğiniz sosyal ortamlarda herkes size bakıyor ve size aptal, çirkin gibi söylemlerde bulunuyor gibi mi hissediyorsunuz? İşyerinde/sınıfta söz almanız gereken durumlarda aşırı kaygı, heyecan duyup söz almaktan vaz mı geçiyorsunuz? Topluluk karşısında sunum yapmak size göre dünyanın en zor görevlerinden biri mi? Yemek yerken yutkunma sesinizi herkes duyacak diye endişe mi ediyorsunuz? Sunum esnasında sesiniz titreyecek diye korkuyor musunuz? O esnada avuç içleriniz terliyor ve bacaklarınız mı titriyor? Konuşup bir konuda fikrinizi söylediğinizde insanlar fikirlerinizi değersiz ve saçma bulacak diye endişe mi ediyorsunuz? Bu saydığımız belirtilerin çoğuna veya daha fazlasına sahipseniz eski adıyla “Sosyal Fobi” yeni adıyla “Sosyal Anksiyete Bozukluğu”na sahip olabilirsiniz.
   Sosyal fobi ve çekingenlik birbiriyle aynı gibi düşünülse de temelde farklı iki kavramdır. Çekingenlik bir kişilik özelliği iken sosyal fobi ruhsal bozukluk olarak tanımlanır. Çekingen olan bir kişinin sosyal fobiye sahip olacağı kesindir gibi bir yargıda bulunmak doğru değildir, çekingenliğe sahip olan bireylerin büyük bir kısmı sosyal fobik değildir. Ertesi gün sınava girecek olan kişinin “ Ya sınavdan düşük alırsam?” gibi bir düşünceyle kaygılanması bireyi sınava hazırlanması için motive eder ve bu işlevsel bir durumdur. Yani kişinin kaygılanması için somut ve anlamlı bir durum varsa sosyal fobi gibi bir durum söz konusu değildir. Sosyal fobi diyebilmemiz için kişinin, bu tarz durumlarda aşırı kaygı ve endişe duymasıyla bu durumlardan kaçınması gerekir veya bu durumlardan kaçması mümkün değilse yani katlanması gerekiyorsa aşırı bir rahatsızlık duyması gerekir.  Sosyal anksiyete bozukluğunda, korkulan durumla karşılaşıldığında bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bunlar yüz kızarması, terleme, ağız kuruluğu, çarpıntı, nefes kesilmesi, nefes darlığı, mide barsak sisteminde rahatsızlık, diyare, kas gerginliği, titreme gibi. Bu sırada aklından geçen düşünceler “güçsüzüm, yetersizim, çirkinim, beğenilmiyorum, sevilmeye layık değilim, hata yapmamalıyım, mükemmel olmalıyım, kaygılı olduğumu belli etmemeliyim, rahat davranmalıyım, kusursuz görünmeliyim, herkesin beğenisini kazanmalıyım” şeklindedir. Bu düşünceler sonrasında oluşan kaçınma belirtileri ise korkulan ortama girmeme, korkulan ortamı terk etme, göz temasından kaçınma, ilgisiz şeyler düşünme şeklinde olabilir.
   Sosyal Anksiyete Bozukluğu’nun Tedavisi Nasıldır?
   Farmakoterapi ve psikoterapi birlikte uygulanabilir. Psikoterapi yapılırken kullanılan tedavi yöntemlerinden en sık kullanılanı Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemidir. Bilişsel terapide kaygı duyguları ve bu kaygıya karşı oluşan bedensel tepkileri tanıma, kaygı doğuran durumlardaki düşüncelerin ne olduğunu anlama, bunlara karşı başa çıkma stratejileri geliştirme gibi aşamalar vardır. Davranışsal terapide ise model olma, yakınmaların üstüne gitme, belirtileri daha net algılayabilmesi için rol oynama, gevşeme eğitimi, sosyal beceri eğitimi gibi her hastada farklı uygulanabilecek yöntemler vardır.
   Bu bozuklukla yaşamayı göz önünüze aldığınızda belki de iyi bir işi kaybetmek, bir arkadaşa sahip olamamak ve yalnız kalmak gibi olumsuz olarak nitelendirebileceğimiz durumlara maruz kalabilirsiniz. Sosyal Anksiyete Bozukluğu’na sahipseniz, öncelikle bunun bir bozukluk olduğunu kabul etmeli ve bir psikoloğa başvurmalısınız.
   Sağlıklı günler dilerim.
   İletişim: sineemylcn@gmail.com



Bu yazı 365 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI