Bugun...

Ayhan GÜLSOY
ECEVİT...
Tarih: 01-01-1970 03:00:00 Güncelleme: 01-01-1970 03:00:00


   Ülkemizin siyasal yaşamında önemli yere sahip olan Bülent Ecevit’in üç gün önce 13. Ölüm yıl dönümü idi. Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokratik Sol Parti Genel Başkanı olarak, 1970'lerde ve 1990'ların sonlarında ikişer, üçer yıl başbakanlık da yapmış olan Ecevit; akıcı Türkçesi, etkili hitabeti ve engin kültürü ile1970'lerde gönüllerde taht kurdu.  CHP oylarını 1973'te yüzde 33,3, 1977 seçimlerinde yüzde 41.4düzeylerine çıkardı.
   “Ne ezen, ne ezilen; insanca, hakça bir düzen" sloganı onunla özdeşleşti, dağlara taşlara yazıldı.
   * * *
   12 Eylül 1980 darbesi, partileri kapatıp, liderleri hapse atınca, her şey alt üst oldu. Demirel, Ecevit, Türkeş, Erbakan gibi genel başkanlar bir süre sonra serbest kalsalar bile birkaç yıl siyaset yapamadılar. Ama el altından, fısıltıyla ne yapmak gerektiğini de söylemekten kaçınmadılar.
   1983'te yeni partiler kurulurken, CHP'liler eski Genel Başkanlarına gittiklerinde, elleri boş döndüler. Ecevit onlarla artık yolunu ayırmış, nerdeyse eski arkadaşlarını görmek bile istemiyordu. Eski liderlerin parti kurmaları, partiye üye olmaları yasak olduğu için, CHP'lilerin bir kısmı, Halkçı Parti'ye gitmiş olsalar da, büyük çoğunluk Sosyal Demokrasi Partisi’nde (SODEP)buluştu. İki parti yetmezmiş gibi, Ecevit de parti kurmaz mı?
   * * *
  
Laik, sosyal, hukuk devletinin güvencesi olması gereken sosyal demokratlar trajik biçimde bölünüyordu. Erdal İnönü,  SODEP Genel Başkanı olarak; Aydın Güven Gürkan, Halkçı Parti (HP) Genel Başkanı olarak, sosyal demokratları birleştirmek için ne kadar uğraştılarsa, işe yaramadı. Ecevit herkesi reddetti. O, yalnızca eşi Rahşan Ecevit'e güvendi, onun genel başkanlığında Demokratik Sol Parti (DSP)’yi kurdu. 1977 seçimlerinde yüzde 42'ye yakın oy almış bir partinin genel başkanının, eşinden başka güvenilecek bir ‘dava arkadaşı’ bulamaması, ilginçti!
   1985'te SODEP ve Halkçı Parti birleşti, SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) adını aldı.
   Dönemin başbakanı Özal, eski liderlerin siyaset yasağının sürmesi için çok uğraşsa da,6 Eylül 1987'de yapılan referandum ile siyasi yasaklar kalktı; eski liderler, kurdurdukları yeni partilerin başlarına geçtiler.
   * * *
  
1992'de, 12 Eylül Anayasasında yapılan değişiklik ile kapatılan partiler açılabilir olunca; CHP'nin kapatılmadan önceki kurultay delegeleri, Ecevit'e gittiler, “Gel partinin başına geç,  solda parçalanma bitsin” dediler ama nafile; Ecevit bir kez daha birleşmeye yanaşmadı... Deniz Baykal bu durumdan yararlandı,  CHP'nin başına geçti. Solda yine üç parti olmuştu: CHP, SHP, DSP...1995'te CHP ile SHP birleşse de, istenilen sonuç elde edilemedi...95 seçimlerinde ancak yüzde 10,7 oy alabildi.
   1999’da CHP yüzde on barajına takıldı. DSP yüzde 22,2 oy oranıyla hükümet ortağı oldu, Ecevit de Başbakan. Ne var ki, ekonomik krizlerin ardından yapılan 2002 seçimlerinde yüzde1.2 oy alarak, kötü bir finalle kendini bitirdi DSP! CHP ise yüzde 19'da kaldı. Sosyal Demokrat oyların üçte biri erimişti...
   * * *
  
AKP 17 yıl iktidarda ise; ülkemizde “hak, hukuk, adalet, laik eğitim ” arayışı varsa; sosyal demokratlar 1970'lerdeki güçlerini kaybetmişlerse, bugünlere nasıl gelindi acaba?

 

 



Bu yazı 215 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI