Bugun...

Ayhan GÜLSOY
İSTANBUL KANALI
Tarih: 14-01-2020 09:42:00 Güncelleme: 14-01-2020 09:42:00


   Kanal İstanbul denen ‘çılgın’ proje, Türkçeye aykırı bir tamlama. İstanbul kanalı demek yerine, Kanal İstanbul diyorlar. Demek ki, Türkçe düşünülmeden konulmuş bir ad.
   Bu proje Allah muhafaza uygulamaya konursa, İstanbul iyice mahvedilmiş olur. ilk kez 1974'te gördüğüm, bu benzersiz şehrin, o günden bugüne nasıl mahvedildiğini her gidip gelişimde izlemiş biriyim.
   Bugün çarpık çurpuk dev yapıların doluştuğu semtlerin otuz kırk yıl önce yeşilliklerle dolu alanlar olduğunu bilmek bile, Kanal açıldıktan sonra İstanbul’un başına neler geleceğini anlamamıza yetiyor.
   * * *
   Beni ürperten, endişeye sevk eden bir şey var:
   “İsteseniz de, istemeseniz de yapılacak" diye vurgu yapmak korkutuyor insanı. Hele  “çatlasanız da, patlasanız da bu iş olacak" demek, korkunç... Bu ağır sözlerin ne demokrasiye, ne de oydaşmacı toplum anlayışına sığar yanı var! Meşrutiyet bile değil bu; düpedüz monarşi! İnsanoğlunun binlerce yıllık demokrasi serüvenine, Osmanlı’dan bu yana iki yüz yıllık demokrasi çabamıza ters sözler bunlar.
   * * *
  
“Şehirlerimizi mahvettik” diyenlerin, İstanbul'u daha da mahvedecek kanal projesini bir kez daha gözden geçirmelerinde yarar yok mu? “Ben böyle istiyorum, benim dediğim olacak” anlayışının temelinde, güçler ayrılığı ilkesinin yok olması var.
   Toplumun yüzde yüzünün hayır demesi gereken bir referanduma, toplumun yarısı evet dedi. Ne olduysa o referandumdan sonra oldu. Tüm yetkileri, tüm erkleri tek makama bırakmanın sancısını yaşıyoruz şimdi.
   ***
  
Demokrasi konulu derslerde söylenir: “İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır.” Sınırsız yetki, doğru düşünmeyi engeller. Kudretin cazibesi insanı büyüler, yanıltır, şımartır... Denetleme ve dengeden(çek ve balans) yoksun sistem, uzun ömürlü olamaz!
   ABD anayasası, Avrupa demokrasisinden yararlanarak, güçler ayrılığı ilkesini kesin çizgilerle belirlemiştir. İngiliz Parlamentosunda çoğunluğu elde eden parti, hükümeti de kurduğu için; yasama ve yürütme aynı partide (kişilerde) toplanmaktadır.Bu durumun yaşanmaması için, 1789’da yazılı ilk anayasayı yapan ABD, güçler ayrılığı ilkesini kesin  çizgilerle belirlemiştir. Değil Tramp, feriştahın oğlu olsa, Kongre karşısında, yargı karşısında hesap vermekten kurtulamıyor.
   ***
  
Karamsarlık kapımı çaldığında, umutsuzluk başucuma dikildiğinde; halkımı düşünürüm...Kurtuluş Savaşını zaferle sonuçlandırmış, iyi yönetildiği zaman ne büyük başarılar elde edeceğini defalarca göstermiş halkımızı... En usta şairlerin bile  zor bulacağı  o güzelim imgeleri, türkülerinde sıralayan halkımızdan umut kesilir mi?
   Güçlendirilmiş, esaslı çizgilerle sınırları belirlenmiş, demokratik parlamenter sisteme, eninde sonunda döner bu millet... İsteyen herkesle iddiaya girerim.
   İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com

 



Bu yazı 271 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI