Bugun...


Haluk BİLGESAY
DÖRT FARKLI 24 OCAK
Tarih: 23-01-2020 09:50:00 Güncelleme: 23-01-2020 09:50:00


Değerli Okuyucularım,
  Yarın 24 Ocak.
   Son 40 yıllık tarihimize baktığımızda dört önemli olay ve olgu, bugüne nasıl gelindiğinin ayak sesleri sanki. Hangi 24 Ocaklar sorusu soruduğunda ise 24 Ocak 1980, 24 Ocak 1993, 24 Ocak 2001 ve 24 Ocak 2007 günleri gelir aklımıza.
  24 Ocak 1980
  12 Eylül 1980 sadece bir askeri darbe değil, perde arkasında 24 Ocak 1980 ekonomik dönüşüm kararlarının uygulanabilmesinin sağlanması var. Bu nedenle, 12 Eylül’de hem askeri darbe, hem de ekonomik darbe yapılmıştır.
   24 Ocak kararlarıyla gündeme gelen neo-liberal dönüşüm modeli, gerek dış gerekse iç güçler açısından kritik bir öneme sahipti. Öyle olmasaydı, bugün hala bu modelin başlangıç koşullarını ve o dönemden miras kalan sorunları tartışma durumunda kalmazdık.
   Ülkemiz bu programın uygulandığı ilk sekiz yıllık döneminde (1980-1988); önce, dünyayla ticaret yoluyla, 1989 sonrasında ise finansal serbestleşme yoluyla bütünleşmeye zorlandı. Her ikisinin sonuçları, yüksek toplumsal maliyetler ve büyük ekonomik tökezlemeler olarak ortaya çıktı.
   Askeri darbe, sadece geçici olarak grevleri yasaklamak, sendikacıları ve muhalefetin tüm unsurlarını gözaltına almak ve tutuklamak, işkence, idam ve benzeri baskı araçlarını harekete geçirmek, siyasi partileri, sendikaları, dernekleri yasaklamak ve kapatmakla sınırlı kalmadı. Çalışma mevzuatı, hukuk düzeni Anayasanın yeniden yazımıyla tümden değiştirildi.
   Sonuçta Türkiye mali açıdan bağımlı, ekonomik bakımdan istikrarsız, içinde bulunduğu coğrafyada söz sahibi olmaktan uzak bir ülke konumuna gelmiştir.
   24 Ocak 1993
   27 yıl önce puslu, uğursuz bir 24 Ocak günü daha yaşandı. Doğru bildiği yolda engel tanımayan, haksızlıkları, sömürüleri, adaletsizlikleri çekinmeden ortaya koyan, gericiliğin, tutuculuğun, sömürünün, yolsuzluğun ve cinayetlerin üzerine cesaretle giden araştırmacı gazeteciliğin sembolü, Türkiye ve Cumhuriyet sevdalısı Uğur Mumcu şehit edildi.
   Bugün yaşananlar, Mumcu’nun ne kadar haklı olduğunu göstermiyor mu? Bir yazısında, “Sen ülkeni okyanus ötesi devletlerin öncü karakolu yap, sınırlarını Amerikan üstleriyle donat, sen ülke ekonomisini uluslararası tekellerin ahtapot kollarına teslim et, sen kardeşi kardeşe vurdurtmak için gizli çeteler kur, sonra kalk, utanmadan ve sıkılmadan Atam izindeyiz, Cumhuriyet’i koruyoruz diye siyaset dolandırıcılığı yap” demekteydi.
   24 Ocak 2001
   Bir başka 24 Ocak’ta, Diyarbakır Emniyet Müdürü iken 24 Ocak 2001 günü faili meçhul bir suikast ile Ali Gaffar Okkan öldürüldü. Önde ve arkada polis araçları ile ilerlerken şehirde elektriklerin kesilmesiyle birlikte arabası taranmış ve Gaffar Okkan ile birlikte 5 polis memuru yaşamını yitirmişti.
  Aradan geçen zamanın ardından Okkan’ı kimlerin öldürdüğü ve cinayetin planlayıcıları ortaya çıkmadı. Gaffar Okkan özellikle Hizbullah silahlı örgütüyle mücadele ediyordu ve Diyarbakır halkının sevgisini kazanmıştı.
  1980, 1993 ve 2001 yıllarının 24 Ocak’larını, sürüklendiğimiz sıkıntılı sürecin önemli olayları ve dönemeçleri olarak görmek gerekiyor.
  Ve 24 Ocak 2007
   Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi, tam yarım asır önce yazılan ve Türkiye’nin geçmişini irdeleyip geleceğine ışık tutan bir kitaptı. Sunuş bölümünde “Türkiye`nin geri kalmışlığı, bir Afrika ülkesinin geri kalmışlığı değildir. Koskoca bir geçmiş ve geleceği olan, sağlam temelleri hala direnen ve kendini ileriye götürecek birikimi çeşitli alanlarda gerçekleştirmiş bir toplumun geri bıraktırılmışlığıdır” yazılmıştı.  İsmail Cem yazmıştı. 
  24 Ocak’lar geri bıraktırılma sürecinde oynanan oyunun aralarla devam eden perdeleridir. Ne yazık ki bu tiyatral sahnede 2007 yılının 24 Ocak’ında İsmail Cem’i de yitirdik.
  Uğurlar olsun Uğur Mumcu, Gaffar Okkan, İsmail Cem. Unutulmadı, unutulmayacaklar. Onlar aydınlıktı, yıldızlar da Onlar’a yoldaş.
   Yaşayacağımız bütün günlerimiz aydınlık olsun.
   İletişim: bilgesay.haluk@gmail.com

 

 

 

 



Bu yazı 756 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI