Bugun...

Haluk BİLGESAY
İŞ KAZALARINDA GELİNEN DURUM
Tarih: 27-01-2020 16:55:00 Güncelleme: 27-01-2020 16:56:00


   Değerli okuyucularım,
   Ülkemizin sorunları saymakla bitmiyor. Azalacağı yerde her geçen yıl artıyor. Bundan önceki yazılarımdan birinde kadın cinayetlerini, bir diğerinde ise çocuk istismarı konularını irdelemiş ve sayısal bilgilerle içinde bulunduğumuz durumun nedenlerini sorgulamıştım. Bugünkü yazımda ise iş kazalarına değinmek istiyorum.
   1990 yılında yaptığım kamu yönetimi yüksek lisansıma ek olarak 4 yıl önce de, iş sağlığı ve güvenliği yüksek lisansı yaptım. Gerek eğitim konusu derslerden aldığım bilgilerle, gerek çalıştığım kurumda, gerekse tüm kamu ve özel sektör kuruluşlarında iş sağlığı ve güvenliği konusunun ne derece önemli bir konu olduğunu gördüm. İş sağlığı ve güvenliği alanında geri bıraktırılmış ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de çok gerilerde olduğumuz apaçık ortada.
   İş kazaları üzerine vereceğim sayısal bilgilerden anlaşılacaktır ki, iş kazaları tanımı yerine iş cinayetleri demek yerinde olacaktır. İşyerinde güvencesiz çalışma koşulları, uzun çalışma saatleri yanında iki kişinin yapacağı işi tek başına yapmaya zorlanma, kötü yemekler, alınmayan iş güvenliği önlemleri, yönetici hakaretleri, işe giderken yollarda geçen saatler, örgütlenme ve mücadele engelleri… Cinayet değil de ne?
   Oysa bu sorunları en aza indirmek ve gelişmiş ülkeler düzeyinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak amacıyla çıkarılmamış mıydı, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası? Görülen o ki, işçi ölümlerini, yaralanmalarını, hatta meslek hastalıklarını önlemek için devlet ve özel sektör gerekli adımları atmıyor. Yeterli önlemler alınsa ve 6331 sayılı yasanın gerekleri yerine getirilseydi vereceğim korkunç rakamlar gerçek olur muydu?
  İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin 2018 ve 2019 yılı iş cinayetleri raporuna göre 2018 yılında 1923 işçi, 2019'da 1736 işçi iş cinayetlerine kurban gitmiş. Son 10 yıla bakıldığında; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, iş kazalarında 2010 yılında 1444, 2011’de 1700, 2012’de 745, 2013’de 1360, 2014’de 1626, 2015’de 1252, 2016’da 1405, 2017’de 1633 işçi yaşamını yitirmiş.
   İSİG raporunda da belirtildiği üzere 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği yasasının kabul edildiği 2012 yılında iş kazalarında ölen sayısı 745 iken, 2019 yılında 1736 olmuştur.
   Eurostat ve SGK istatistikleri birleştirildiğinde ölümlü iş kazalarında Avrupa’da birinci sırada yer almaktayız.
  2019 yılında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle. Trafik, servis kazası nedeniyle 392 işçi, ezilme, göçük nedeniyle 285 işçi, yüksekten düşme nedeniyle 259 işçi, kalp krizi, beyin kanaması nedeniyle 202 işçi, zehirlenme, boğulma nedeniyle 108 işçi, elektrik çarpması nedeniyle 100 işçi, şiddet nedeniyle 88 işçi, patlama, yanma nedeniyle 83 işçi, intihar nedeniyle 82 işçi, nesne çarpması veya düşmesi nedeniyle 30 işçi, kesilme, kopma nedeniyle 19 işçi, diğer nedenlerden dolayı 88 işçi yaşamını yitiriyor.
  İstihdam biçimlerine göre dağılımına baktığımızda, 1433 ücretli (işçi ve memur) ve 303 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) yaşamını yitirmiş. Yani ölenlerin yüzde 83’ünü ücretliler, yüzde 17’sini ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor. Ölenlerin 115’i kadın ve 1621’i erkek işçi. Ölenlerin çoğunu sendikasız işçiler oluşturuyor. Ölen 1713 işçinin sendikası yok (yüzde 98,68).
   İllere göre dağılımda 118 ölümle İstanbul başı çekiyor. 74 ölüm İzmir’de, 72 ölüm Antalya’da, 71 ölüm Kocaeli’de, 66 ölüm Bursa’da, 56 ölüm Ankara’da gerçekleşiyor. Kayseri’deki ölüm sayısı ise 25. 
   İş cinayetleri korkunç boyutlarda. İşsizlik ve borçlar büyüyor, işçilerin örgütsüzlüğü sürüyor. Oluşan maddi ve manevi kayıplar ülke ekonomisi açısından çok önemli boyutlara ulaşıyor. Bu nedenle, iş sağlığı ve güvenliği alanında devletin ve sermayenin kalıcı ve etkin önlemler alması sorumluluktan öte bir zorunluluktur.
   Yaşayacağımız bütün günlerimiz aydınlık olsun.
   İletişim: bilgesay.haluk@gmail.com



Bu yazı 698 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI