Bugun...

Hami KIRANARTLIOĞLU
YOLUN SONU GÖZÜKÜYOR
Tarih: 11-07-2019 12:42:00 Güncelleme: 11-07-2019 12:42:00


Musa Eroğlu'nun muhteşem sazı ve sesiyle okuduğu bu anlamlı güzel türküyü dinlerken, bu günkü ortama ne kadar uygun düştüğünü düşündüm...AKP, şehit annesi Pakize Ana'nın TV’de geçmişte yaptığı konuşma nedeniyle mahkemeye başvurmuş. O konuşma çok ses getirmiş, insanlar gözyaşları ile dinlemişti. Hatırlayacak olursak, konuşması sırasında ayakkabı kutusunun içersinden, yırtık, delik, eski, bir çift spor ayakkabıyı çıkartarak, ‘Benim fidanım, şehit oğlumun ayakkabıları, ben ayakkabı kutusunda şehidimin ayakkabısını saklıyorum’ demişti ağlayarak. ‘Sizlerse ayakkabı kutularında para saklıyorsunuz’ diye devam etmişti. Bu konuşmasından dolayı çok uzun bir süre geçmesine rağmen yeni dava açılmış.
* * * * *
Devletin televizyonunda 74 kişinin katili, terör elebaşının kardeşi konuşma yaptırılırken, bebek katilinin mektubu okutulurken, bir şehit annesine dava açmak, tüm şehit analarını olduğu gibi milleti de derinden yaralar. Bu büyük hatalar, ben ne dersem o olur mantığı, ‘Yolun sonunu hızlandırır…’Nerdeyse tüm büyükşehirler kaybedilmiş,
kaçış başlamış, nerede hata yapıyoruz diye analiz yapılacağı yerde, hatalara devam ediliyor...
* * * * *
Yazımı geçen yıl yazdığım yazı ile bitirmek istiyorum… GÜÇ ZEHİRLENMESİ VE BİAT ETME…Eğer İstanbul işgal edildiğinde İngiliz'e biat etseydik, itiraz etmeseydik ne bağımsızlığımız ne de bu topraklarımız olurdu. On binlerce şehidimizin kanı pahasına kurtarıp kurduğumuz genç Cumhuriyetimiz sayesinde, yokluk içersinde kurdukları fabrikalar, okullar, kısaca kurumlar sayesinde bu günlere geldik. Biz ise Cumhuriyetimizin tüm kazanımları milli tesislerimizi yok pahasına sattık Madenlerimizden Telekom’a, Demir Çelik’ten Aliminyum’a, Limanlarımızdan Sümer Bank’lara kadar tüm üretim araçlarımızı mirasyedi hovardalığı ile sattık, son olarak ta Şeker Fabrikaları gitti. Bir avuç bu duruma isyan eden, itiraz edenler dışında, birazda Ohal nkoşullarının etkisiyle fazla ses çıkarılamadı.
* * * * *
Asırlık ağaçlarımızı kestiler. İtiraz edenlere ‘Ne var canım, 3 katı ağaç dikiyoruz’ dediler. Asırlık ağaçlar, altın ağacımız, zeytinlikler yok edilirken, düşünülmedi ki bir fidanın büyümesi çok büyük emek ister, alın teri ister, uzun yıllar ister. Sulak tarım alanları imara açılıp yüksek binalar dikilirken, meralarımız, dolayısıyla hayvancılığımız yok edilirken, et fiyatları tavan yapıp Bosnalı Müslümanları katleden Sırp kasaplara muhtaç olup et getirttik, yine sustuk.
* * * * *
Güç eğer karşısında bir direnç görmezse, insanı hızla teslim alır. Güce teslim olmak, güç sahiplerini daha da azgınlaştırır, öyle ki zamanla ‘Güç Zehirlenmesi’ne yol açar. Bu zehrin de ilacı yoktur. Güç sahipleri o hale gelir ki ‘Sen hiç kafanı yorma, düşünme ben senin yerine her şeyi düşünür, en iyi kararı veririm. Ne yiyeceğine, ne içeceğine, ne seyredeceğine, ne okuyacağına, nerede yaşayacağına, kaç çocuk yapacağına vb. hep ben karar veririm.’
* * * * *
Güç öyle bir zehirdir ki sonunda güç sahibinin doğru düşünüp sağlıklı karar vermesine de mani olur, etrafındaki biat eden yağcılar da ‘Aman efendim her şeyin en iyisini siz bilirsiniz’ demeye başlar. Çiftçi, esnaf, işçi, öğrenci ve halk biat kültürü ile yoğrulup kral çıplak diyemez hale gelir. İnsanların bahçelerinin, sınıflarının her köşesinde anılarının olduğu okullar, doğup büyüdüğü evler mahalleler yıkılır, geleceklerinin şekillendiği, gençlik anılarının olduğu, mensubu olmaktan gururlanıp, aidiyet duyduğu üniversiteleri bölünür, güç sahipleri bu feryatları duymaz olmuştur.
* * * * *
Sonuç olarak güç öyle bir zehirdir ki, sadece sahibini değil toplumu da yakar, zehirler, bir gün gelir freni boşalmış kamyon gibi bayır aşağı ya şarampole yuvarlanır ya da duvara toslar. Kamyon devrilmeden, duvara toslamadan tedbiri alınmalıdır.



Bu yazı 417 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI