Bugun...


İbrahim İLBASMIŞ
VAZİYET
Tarih: 16-12-2019 10:20:00 Güncelleme: 16-12-2019 10:20:00


   Prof. Yılmaz Esmer’in  ‘Türkiye Değerler Atlası Araştırması 2012’de verilen sonuçlara göre güvenilebilirlik endeksinde; İskandinavya’da on kişide sekiz kişi insanlara güvenilir demiş. Türkiye’de on kişide biri insanlara güvenilir demiş. Hepimizin duyduğu bir cümle olan ‘babam bile olsa güvenmem’ diyenlerin çok olduğu bir ülkede olduğumuzu araştırma sonucu bariz bir şekilde göstermiş.
   Yapılan bir başka araştırmada (German Marshall Fund‘un desteğiyle)  ‘’Türkiye Kutuplaşıyor mu?’’ sorularının cevapları şöyle çıkmış.
   Uzak hissettiğim siyasi partili olanlarla
   - Çocuğumu evlendirmem diyenler %83,4
   - Onlarla iş yapmam diyenler % 78,4
   - Komşu olmam diyenler % 76
   - Çocuklarımın arkadaşlık etmesini bile istemem diyenler % 74
   Toplum olarak içeride iyi bir durumda olmadığımız/kutuplaştığımız açıkça görülmekte.
   Geçmiş on yıllarda böylesine keskin bir kutuplaşma ve güvensizlik yaşamamıştık. Son 15 yıllık siyasal iklimin/hayatın getirdikleri ve biriktirdikleri duygu ve düşüncelerin insanlardaki yansımalarını ve bu güvensizliğin/soğukluğun toplum üzerindeki etkilerini bizzat yaşıyoruz.
   Aynı şekilde dışarıya karşı da tutumumuz pek farklı değil.
   Yine sık duyduğumuz bir başka cümle  ‘’Türkün Türkten başka dostu yoktur.’’
   Öyle kolayca söylenir ki. Kesin doğruymuş gibi, emin bir eda ile belirtilir. Böylece düşünmemizin/sorular sormamızın önüne duvar çeken anlayış yaygın bir hal alır. Yanlışlıkların/kötülüklerin/ başarısızlıkların/geri kalmışlığın nedeni hep bizim dışımızdakilerdir. Başkalarıdır. Başka ülkeler bize düşmandır. O ülkelerin halkları bizi sevmezler.
   Bu anlayış ve bakış açısı genellikle, bizi yönetenlerin daha sık başvurdukları argümanlardır.
  Böyle bir bakış açısının dünyaya yansımaları da elbette olumsuz olmaktadır.
   Sonuç olarak karşılaştığımız tablo ise hiçte iç açıcı olmuyor.  İşsizlik, üretememe, tarımda sanayide ticarette gerileme, kadın cinayetleri, çocuk ölümleri, tacizleri, işçi ölümleri, ekonomik krizler,  gelir adaletinde oluşan dengesizlik, komşularla barış içinde olmama, aynı ittifak içinde (NATO) bile sorunlar yaşayan bir sıkışmışlık içindeyiz.
   Bu halde oluşumuzu AKP iktidarından ayrı düşünemeyiz.  Güvenilirlik araştırmasını bu gün sadece AKP içinde yapsaydık bile yukarıdaki sonuçlara yakın veriler elde ederdik diye düşünüyorum. Aradan geçen 17 yıl sonunda, nihayet  AKP içindeki modern-muhafazaların önemli bir kısmının demokratlığa evrildiğine şahit oluyoruz.  Laiklik, hukuk, demokrasi diyen Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan siyasi arenada yerlerini alıyorlar. Artık AKP için her şey eskisi gibi olmayacak. Daha önceki birkaç yazımda belirttiğim gibi (solcuların ve milliyetçi/ülkücülerin demokratlığa evrilmeleri yanında muhafazakârların/’’İslamcıların’’ asrısaadet özlemlerinin devam ettiğini ifade etmiştim.) modern muhafazakârlar, yani şehirli muhafazakârlar laikliğin ve demokrasinin önemini kavramış görünüyorlar.
   Vaziyet böyle.
   Ancak umut hep vardı. Şimdi yine umut var. Demokratlar cephesinin kazanması halinde her şey daha güzel olacak.
   Ülkemizin yer altı yerüstü zenginlikleri var. Turizm potansiyeli var. Dört iklim yaşayan bir coğrafyadayız. Tarımımızla dünyayı besleyebiliriz.  Sanayimizle, Ortadoğu ve Afrika ülkelerine mal üretip satabiliriz.
   Her şeyden önemlisi de genç insan kaynağımız. Eğer önü açılırsa, düşünce ve ifade özgürlüğü ikliminde hızla yeşerecek üniversitelerimiz var.
   Hukukun üstünlüğü ve demokrasi içinde, büyük atılımlar yapmaya, gelişmiş ülkeler seviyesine yükselecek vaziyetteyiz.

 



Bu yazı 516 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI