Bugun...

Sinem YALÇIN
ÇOCUĞUMLA OYUN OYNARKEN SIKILIYORUM, NE YAPMALIYIM?
Tarih: 01-03-2019 10:58:00 Güncelleme: 01-03-2019 11:28:00


  
   Oyun deyip geçiyoruz. ‘’Oynarken eğleniyor, Evde sıkılmıyor’’ gibi ifadeler oyunun esas anlamının ne olduğunu anlamamış olduğumuza dair kanıtlar… Bu yazımda oyunun çocuklar için anlamının ne olduğunu ve çocuğunuzla oyun oynarken sıkılıyorsanız ne yapmanız gerektiği hakkında bilgilendirme yapmaya çalışacağım.
   Oyunun çok çeşitli işlevleri vardır. Özellikle erken çocukluk döneminde, en temel öğrenme aracı olduğu için oyun, hayati öneme sahiptir. Oyunun erken çocukluk döneminin önemli bir etkinliği olduğu herkes tarafından bilinir. ‘’Oyun oynamayan çocuk mu olur?’’ ifademiz burada yerinde bir ifade oluyor. Ancak oyunun sadece eğlence aracı olmadığını bilen kişi çok azdır. Oyun oynayan çocuk, fiziksel ve zihinsel becerilerden bazılarını kazanabilir. Mesela; sallanma, zıplama ve koşma gibi hareketli oyunlar, çocukların motor becerilerini, beden hâkimiyetlerini, güçlerini, dayanıklılıklarını geliştirmelerine ve beyin gelişimi için önemli olan duyusal deneyimi kazanmalarına yardımcı olur. Kâğıt kesme, yapıştırma, yapbozlar, resim eşleştirme gibi etkinlikler ince motor aktivitasyonu gerektiren etkinliklerdir ve bu etkinlikler çocukların akıl yürütme, sayma, okuma, sınıflandırma, çözümleme, ellerini kullanma ve kurgulama becerilerini geliştirmelerini sağlar.
   Çocuklar oynayacakları başka çocuk yoksa oyunlarına yetişkinlerin katılmasını isterler. Çoğunlukla evde olduğu için, bu yetişkinler anneler ya da babalardır. Ancak anne babalar günümüzde yoğun çalışma temposuna maruz kaldıkları ve zihinleri sürekli bir şeylerle meşgul olduğu için çocuğunun onunla oyun oynamak istemesini çok normal karşılar ancak yeterli enerjisi olmadığı için dikkatlerini veremezler ve sıkılırlar. Çalıştıkları için çocuklarını sürekli evde bırakıp gitmek zorunda olan ve bundan suçluluk duyan ebeveynler bile vardır. Hatta sadece çalışmadığı bir gün olduğu zaman o gününü kendine mi çocuğuna mı ayıracağını bilemeyen ebeveynler vardır. Gelin birlikte bu duruma bir çözüm üretelim!
   Öncelikle ebeveyn olmanız, sizin de kendinize zaman ayırmanız gerektiğini, hobilerinizi, spor yapmanızı, yalnız kalmaya ihtiyacınızın olması veya diğer yetişkinlerle birlikte olma ihtiyacınızın olmayacağı anlamına gelmez. Her gün çocuğunuzu bırakıp çalışmaya gitmenizden suçluluk duymanıza gerek yoktur. Her gün evde kalıp, çalışmaktan vazgeçip, çalışmak isteyip evde kalmanız çocuğunuza iyi geldiğiniz anlamına gelmez… Kendinizi iyi hissetmeden, kendi ihtiyaçlarınızı karşılamadan çocuğunuza iyi gelemezsiniz. Çocuğunuzu iyi bir okula göndermeniz ya da onun bakımı için iyi bir organizasyon yapmanız, her gününü sıkılmış, hayal kırıklığına uğramış ya da çökkün bir ruh halindeki ebeveynle geçirmesinden iyidir. Çocuk yetiştirmede sorun yaşayan annelerin, dışarıda çalışmak isteyen ancak görev duygusu nedeniyle evde çocuklarıyla kalan anneler olduğunu söylesem sanırım bu bilgilerden sonra şaşırmayız…
   Hobilerinizi yapmaktan, evde kendiişlerinizi yapmaktan, evi temizlemekten kaçınmanıza gerek yok. Evde bütün bunları yapsanız bile çocuklarınız için son derece değerli bir öğrenme aktivitesi geliştirmiş olursunuz. Hatta bu aktiviteleri yaparken onun da bu aktivitelere katılmasına izin verebilirsiniz. Mesela kek yaparken karıştırmasına izin vermeniz, bahçede uğraşmaktan keyif alıyorsanız onunda bahçede sizinle çalışması onun için çok değerli bir öğrenme aracıdır ve sizinle olduğu için de o an çok özeldir.
   Özetle; kendi hayatınızda bir denge kurduysanız ve kendi ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyorsanız çocuğunuzla vakit geçirdiğiniz zamanlardan daha çok keyif alır, onunla daha çok zaman geçirebilir ve onunla oyun oynarken sıkılmazsınız…



Bu yazı 612 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI