Bugun...

Sinem YALÇIN
FERHAT, DAĞLARI HANGİ GÜDÜSÜYLE DELDİ?
Tarih: 22-02-2019 09:56:00 Güncelleme: 22-02-2019 09:56:00


   Kuşların mevsimsel olarak göç etmeleri, susadığımızda su içmemiz, ölüm tehlikesi bulunan sporları yapan sporcular, üniversite sınavından sonra istediğimiz bölüme girebilme arzusuyla saatlerce ders çalışmamız, para kazanmak için değil de işimizi sevdiğimiz için saatlerce keyifle çalışabilmemiz…
   Yukarıda saydığımız bu aktiveleri bir düşünelim, neden bunların gerçekleştiğini bir sorgulayalım. Ucunda ölüm tehlikesi bulunuyorken o sporu yapan bireyi düşünelim mesela. Normal insanlar o sporları tercih etmezken neden o büyük bir keyifle yapıyor olabilir?
   Bütün bu sorularımızın cevabını tek bir terimle açıklayabiliriz; ‘’GÜDÜ’’
   Güdülenme kavramını, insan ve hayvanların davranışlarına yön ve güç veren faktör olarak adlandırabiliriz. Güdülenmenin biyolojik, bilişsel ve sosyal yönleri bulunmaktadır, o yüzden net bir şekilde, yukarıda saydığımız tüm aktiviteleri tek bir çatı altında birleştirmemiz pekte mümkün değildir. Güdülenmenin birçok yönü olması onu karmaşık bir kavram haline getirmiş ve geçmişte bu konu üzerine araştırma yapan psikologlar çeşitli yaklaşımlar geliştirmişlerdir. Tüm bu yaklaşımlar insanların davranışlarına yön veren gücü tanımlamaya çalışmaktadır.
   İnsanlar ve hayvanlar, yaşamlarını devam ettirebilmesi için gerekli bazı zorunlu davranışları programlanmış bir şekilde doğar ve bu içgüdü olarak adlandırılır.O halde kuşların mevsimsel uçuşuna açıklık getirelim. Kuşların mevsimsel göçlerini içgüdü ile açıklamamız mümkündür. Diğer bir örnekte yeni doğan bebeğin annesini emmesi de içgüdüsel davranıştır. Temel biyolojik gereksinimlerimiz, o ihtiyacımızı karşılamamız için bir dürtü yaratır. (Dürtü; bir ihtiyacı karşılamak için davranışı ateşleyen gerginlik.) Mesela susadığımızda vücudumuzun su ihtiyacını karşılamak için su içmemiz buna örnektir. Uyarılma yaklaşımı da bize amacın heyecan sağlanması ve heyecan düzeyinin yükseltilmesi olan davranışları açıklamaya çalışır. Yani ölüm tehlikesi içeren sporlarla uğraşan bireyler yüksek uyarılma ihtiyacı sergiliyor olabilir. Amacı hayalinde, kazanılması için çok çalışılması gereken bir bölüme girebilmek olan bir öğrenci düşünün. Muhtemelen bu öğrenci o bölüme girmeyi çok istiyorsa, saatlerce ders çalışacaktır. Çünkü güdülenmenin değeri yüksek olan dış amaçlara ulaşmak için gerekli enerjiyi sağlamak gibi bir yönü de vardır.
   Bahsedeceğim en son yaklaşım olan bilişsel yaklaşım ise, güdülenmenin, insanların bilişlerinin (düşüncelerinin ve beklentilerinin) bir ürünü olduğunu öne sürer ve bu yaklaşım güdülenmeleri içsel ve dışsal güdüler olmak üzere ikiye ayırır. Örnekler üzerinden açıklayacak olursak; bir öğretmen işini severek, öğrencilere bir şeyler öğretmeyi sevdiği için mesleğini icraa ediyorsa bu içsel güdülenmedir, ancak sadece para kazanmak, evini geçindirmek için yapıyorsa bu dışsal güdülenmeye örnektir. Yani kısaca içsel güdülenme, kendi keyfimiz istediği için yaptığımız aktiviteleri güdülerken, dışsal güdüler somut ve gerçek herhangi bir amaca yönelik(para, not) güdülenmemizi sağlar. Bütün bu bilgilerden sonra, başlıkta belirttiğimiz soruya gelirsek; Ferhat, en başta Şirin ile tamamen içsel güdüyle yani Şirin’i sevdiği için evlenmek istemiştir. Ancak Şirin’in babası ikisinin kavuşması için ortaya somut bir nesne (Ferhat adıyla anılan dağların ardındaki suyu şehre getirmesi) şartı koyduğu için, Ferhat’ın masumca olan içsel güdülenmesi ne yazık ki dışsal güdülenmeye dönüşmüştür, Şirin ortaya bir ödül gibi konulmuş ve Ferhat bu ödüle ulaşmak için dağları dışsal güdülenme ile delmiş olabilir. Ancak şunu söylebilirim ki Ferhat sadece dışsal ödül için hareket etmiş olsaydı bu kadar azimli ve çalışkan olamazdı. Çünkü içsel güdülendiğimiz zaman, dışsal güdülenmeye göre daha azimli, daha çalışkan ve daha kaliteli işler yapmaya yatkın oluruz. Yani ne kadar Şirin’in babası Ferhat’ı dışsal güdülemeye çalışsa da Ferhat’ın aşkı onu içsel güdülemiştir.

 



Bu yazı 1884 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI