Bugun...

Ayhan GÜLSOY
GÖÇ... AMA HANGİSİ?
Tarih: 14-09-2018 10:17:00 Güncelleme: 14-09-2018 10:17:00


   Bir göç belası yaşıyoruz uzun yıllardır. Suriyelisi, Iraklısı, Afgan’ı; hesapsız politikalar yüzünden ülkede ciddi sorun yumağı oldu; bunu biliyoruz. Benim üzerinde duracağım göç, hepimizin yürek ağrısı olması gereken göç... Öz evlatlarımız dışarı göçüyor; iyi eğitim almış, nitelikli gençler çoluğunu çocuğunu alıp başka ülkelere gidiyor. Hem de gittikleri yerde hatırları sayılarak, el üstünde tutularak kabul görüyorlar. Tanıdığım, çok iyi bildiğim yakın arkadaşlarımın çocukları bugün Avustralya, İngiltere, Hollanda gibi ülkelerde görev yapıyorlar. Kimi doktor, kimi mühendis... Hepsinin karneleri, özgeçmişleri başarılarla dolu...
   * * *
  
Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine baktığımız zaman acı gerçeği görüyoruz. 2017 yılında dışarı göçen (yerleşen) insan sayısı, bir önceki yıla göre, yüzde kırk iki artış göstermiş. Geçen yıl 253.640 kişi yurt dışına göçmüş. Göçenlerin yüzde kırk beşe yakını, 20-35 yaş arası insanlar.  Bunların hemen hepsi iyi eğitim almış, nitelikli gençler, meslek sahibi kişiler...
   İnsan kendi ülkesinde yetişip, ülkesine katkı sunacağı konuma geldiği zaman niçin bir başka ülkede yaşama sıkıntısına  katlanır?.. Deli mi bu adamlar? İnsan doğup büyüdüğü, atasının, ecdadının yaşadığı; suyunu içerek,  havasını soluyarak büyüdüğü toprakları  terk edebilir mi? Terk ediyorsa oturup  düşünmek gerekmez mi? Neden? Neden yapıyorlar bunu?
   * * *
    Yıllardır diş ticaret açığımız var, cari açığımız var. Dövizde çektiğiniz sıkıntının ana nedenidir  bu. Gelişmiş ülkeler diş ticaret fazlası verirler, biz açık veririz. Cari açık dedikleri;  yıl içinde, ülkeye giren döviz ile ülkeden çıkan döviz arasındaki olumsuz farktır. Fazlanız varsa iyi, açığınız varsa kötü, çok kötü!
   Şimdi tersinden açık vermeye başladık. Dışarıya nitelikli beyin göçü veriyoruz; dışarıdan aldığımız göçün niteliği ise sorunlu... Hepimizin yürek ağrısı olması gerekir bu durumun. Sen elin vasıfsız adamını ülkene doldur; kendi kalburüstü gençlerini, pırıl pırıl beyin sahibi yurttaşlarını elinden kaçır! Bu işte bir yanlışlık yok mu? Enine boyuna eşelemek gerekmez mi bunu?
   * * *
  
Hz. Ömer, adaletiyle ün salmış halifedir. Devletin işini yaparken devletin mumunu yakarmış, kendi işini görürken kendi mumunu; elin yalancısıyım, öyle söylenir...  Dicle nehrinde bir kuzu kaybolduğu zaman kendini sorumlu tutar, uykusu kaçarmış. Olması gereken bu değil mi? Ülkeyi yönetiyorsan, üzerinde yaşadığın toprakların ağacını da, kuşunu da düşünmek zorundasın. Gözü yaşlı çocuğu da dert etmelisin, ülkenin makro ekonomisini de...
   Son yıllarda dışarıya hızlanmış beyin göçünü bizim yöneticiler acaba merak ediyorlar mı? Işıl ışıl beyin sahibi gençler neden dışarı gidiyorlar, kime kırıldılar, neye gücendiler; gelecekle ilgili endişe mi taşıyorlar; merak eden, dert eden var mı hiç?
   Yönetici olmayı kolay mı sanıyorsunuz siz!

 

 



Bu yazı 1027 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI