Bugun...

Ayhan GÜLSOY
İSTİKLÂL MARŞI
Tarih: 19-03-2018 10:27:00 Güncelleme: 19-03-2018 10:27:00


   Birinci Dünya Savaşının ardından, Osmanlı devletinin imzalamak zorunda bırakıldığı, 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması ile yurdun her köşesi işgal edilmiş, “millet fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş" durumdayken, bir ölüm kalım mücadelesine girdik ve İstiklal Savaşını başlattık. 1699'dan beri gerileyen, girdiği her savaşı, muharebeyi sonunda kaybeden bir millet, 10 Ocak 1921'de Eskişehir’e bağlı İnönü köyünde düşmanı püskürtüyor. Kuvay-ı Milliye direnişçilerinin elde ettiği başarıları ayrı tutarsak; İstiklal mücadelesinde, düzenli orduyla kazandığımız ilk zafer bu. Küçük bir muharebe ama anlamı, etkisi büyük... İkinci İnönü Zaferi ise birkaç ay sonra nisanda gelecek ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, zaferin komutanı İsmet Paşa’ya şu telgrafı çekecektir:
    -Siz orada yalnızca düşmanı değil, milletin makûs (aksi, kötü) talihini de yendiniz!
   * * * * *
  
Ocak 1921'de İstiklal Marşımız bile yok. Cephede çarpışan komutanlar TBMM hükümetine diyorlar ki: Bir İstiklal Marşımız olsun… Şubat ayında yarışma açılıyor, 724 şiir geliyor, hiç biri istenen heyecanı yaratmıyor. Çanakkale destanını daha önce yazmış ve yürekleri titretmiş olan Mehmet Âkif’ten yazması isteniyor. Âkif,  şiir için konan ödülü kabul etmeyeceğini belirttikten sonra, yazmaya koyuluyor. Nâzım Hikmet der ya hani: “Âkif inanmış adam” diye... O inanmış, milli mücadeleye katılmak için İstanbul’dan kalkıp zor şartlar altında Ankara'ya, Meclise gelmiş adam; ortaya mükemmel bir yapıt çıkarır ve TBMM, 12 Mart 1921'de onun şiirini İstiklâl Marşı olarak kabul eder...
   Her kıtası derin, zengin sözlerle, imgelerle dolu ve tarihsel gerçeklikle örülü bu güzel şiir, aynı zamanda geleceğe yönelik verdiği umut ve heyecanla yüreklere su serper. Bağımsızlık aşkını şahlandırır… Şiirin ses yapısı, ahengi ise yürekleri titretir, tüylerinizi diken diken eder, o gün bu gün... Mevlana der ki: “Herkes kabı kadar deryadan su alır; senin kabın küçükse deryanın günahı ne!” Senin yüreğinde sorun varsa, şiirin, marşın günahı ne!
   * * * * *

     Bestesine gelince... Gürül gürül akan; temposu, coşkusu marş tarzında mükemmel bir beste. Her türlü sazla; ister batı çalgılarıyla, isterse doğu çalgılarıyla çalınsın; insanı dirilten, canlandıran bir marş...
   Adı üstünde marş bu, beyler; marş!.. Marş böyle olur!
   Dinlediğiniz ne bozlak, ne türkü-şarkı, ne de ilahidir.
   Bak bir okuldan geliyor sesi, ayağa kalk!
   Kalkk!

 

 



Bu yazı 3334 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI