Bugun...

Ayhan GÜLSOY
KÖY ENSTİTÜLERİ
Tarih: 19-04-2018 10:22:00 Güncelleme: 19-04-2018 10:22:00


   Ülkemizin yüz akı olarak hatırlanacak kurumlardan biri de,  hiç kuşku yok ki Köy Enstitüleridir.17 Nisan 1940'ta kurulan bu okullar, İkinci Dünya Savaşının en yıkıcı, en kanlı günlerinde, bozkırda bir aydınlanma ateşi yakmıştır. Amaç, köylerde görev yapacak öğretmen ve sağlık personeli yetiştirmek... Birkaç yıl içinde Enstitüler öylesine başarılı olurlar ki, oradan mezun olmuş öğretmenler sekiz on yıl içinde Türkiye’nin kaderini değiştirmeye başlar.
   Köy Enstitülerinin amacı köy öğretmeni yetiştirmekti. Ama nasıl bir öğretmen?
   Akıl ve bilim ışığında birikim kazanmış, nerede görev verilirse yapan, yüreği yurt sevgisi ile dolu, becerikli; köylünün sorunlarını çözebilecek, ona yol gösterebilecek nitelikte öğretmen. Çünkü Köy Enstitüleri, eğitim içinde üretim, üretim içinde eğitim ilkesiyle öğretmen yetiştiriyordu.
   * * *
   Derslerin %50'si kültür derslerinden; % 25'i tarım derslerinden; % 25'i teknik derslerden oluşmakta idi. Öğrenciler, lise müfredatında ne varsa hem onları öğreniyor; hem de tarım konusunda, teknik aletler konusunda,  meslek liselerinde öğrenilebilecek tüm becerileri de kazanmış oluyordu.  Köyde göreve başladıkları zaman sorunlar karşısında yılmayan, yüksek karakter sahibi, halkın öncüsü öğretmen oluyorlardı. Ayrıca bu köy çocukları, dünya klasiklerini okuyor, okuduklarını Enstitü meydanlarında, sınıflarında tartışıyorlardı. Sporu; oyunlar ve halaylar ile bütünleştirerek yapıyorlardı. Her sabah, derslere başlamadan, müzik eşliğinde yapılan sporlar, çekilen halaylar; sadece ruhları şahlandırmıyor; zihinleri de parlatıyordu. Ülke ve ulus sevgisi, kardeşlik duyguları pekişiyordu... Özellikle yetenekli öğrenciler; başta mandolin, bağlama, keman, hatta piyano olmak üzere bir müzik aleti çalmayı öğreniyor; sanatla iç içe eğitim veriliyordu.
   Enstitünün geniş arazilerinde, çiftliklerinde, sebze ve meyvelerini kendileri yetiştiriyor; yiyecekleri tahıl ve baklagilleri kendileri üretiyordu...
   * * *
   Peki, neden kapatıldı o zaman bu okullar?
   Sorunun yanıtı çok kısadır:
   ---Uyanışı durdurmak için!
   Cine, şeytana, periye, muskaya değil de; akıl ve bilime inanan, aydınlanmış insanları kandırmak kolay değildir. “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" Köy Enstitülü öğretmenlerin yetiştirdiği halkı; gelecekte yönetmenin zor olacağını gören siyasetçiler, egemenler, feodal beyler, toprak ağaları, köy ağaları bu uyanıştan rahatsız oldular... 1940'ta açılan bu okulları, 1946'dan itibaren kötülemeye başladılar. Önce nitelikli, ülkücü-devrimci yöneticileri uzaklaştırdılar; yetmedi, 1954'te büsbütün kapatarak, “Öğretmen Okulları”na dönüştürdüler...
   Ey okuyucu, ülkemizin kısır siyasi çekişmeler içinde zaman kaybettiğini gördüğünde;  gelişmiş ülkeler düzeyine niçin çıkamadığımızı düşündüğünde;  köy enstitüleri mucizesini bir araştır lütfen. Orada seni yeniden umutlandıracak nice başarı öyküleri göreceksin.
   Üşenme lütfen. Araştır!
   NOT: 17 Nisan 2018 akşamı Atatürkçü Düşünce Derneği Kayseri şubesince düzenlenen Köy Enstitülerini Anma etkinliğinde, Sayın Orhan Aydemir ve Köy Enstitülü büyüğümüz Sayın Bekir Caner, mükemmel konuşma yaparak dinleyenleri aydınlattılar. Keşke daha uzun ve ayrıntılı örnekleri sunma fırsatları olsaydı. Baba dostum, doksanlık çınarımız Sayın Bekir Caner'e; yakın dostum Sayın Orhan Aydemir'e sağlıklı, uzun ömürler diliyorum. İyi ki varlar... Köy Enstitülü öğretmen bir babanın çocuğu olarak, onları dinlerken hem duygulandım, hem de gururlandım.
   Başta rahmetli babam Mahmut Gülsoy olmak üzere, ebediyete göçmüş tüm Köy Enstitülü öğretmenleri saygıyla, rahmetle anıyor; yaşayanlara sağlıklı, uzun ömürler diliyorum.
   Köy Enstitülerinin mimarı İsmail Hakkı Tonguç'u, unutulmaz Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'i ve dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'yü saygıyla anıyorum.

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 3046 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI