Bugun...

Ayhan GÜLSOY
NEYDİ O SAVURGANLIK?
Tarih: 25-09-2018 10:15:00 Güncelleme: 25-09-2018 10:15:00


   2003 yılından bu yana Türkiye görmediğini gördü. Savurganlığın daniskasını, şımarıklığın dik âlâsını yaşadı...
   Geldiğimiz yer ise çok acı. Deniz bitti artık. Tıpkı kuruyan, suyu çekilen göllerimiz gibi...  Ekonomide de sular çekildi...
   Siz ağustos böceği ile karınca hikâyesine de benzetebilirsiniz bu durumu.  Daha çok üretmek, daha çok tasarruf etmek yerine;  tükettik, çılgınca tükettik... Bizi yönetenler,  kötü gidişi durdurmak, halkı uyarmak yerine; kendileri öncülük etti savurganlığa, şatafata... Özelleştirme gelirleri ise kadayıf üstü kaymaktı hükümet için...
   * * *
   Neydi belediyelerdeki hovardalık? Neydi kamu kuruluşlarındaki harcamalar? Kamuda savurganlığı eleştirenlere, uyarıda bulunanlara ne diyorlardı:
   -İtibardan tasarruf olmaz!
   Lafa bak, hizaya gel; itibardan tasarruf olmazmış! Şark kafası desem, şarkın aklı başında yöneticilerine haksızlık olur. Şark dediğimiz, doğu toplumları ise ki çoğunluğu Müslüman değil mi onların? İslam dini israf etmeyi günah saymaz mı?
   * * *
  
Savurganlığın kaynağına gelirsek...
   2004 yılından sonra ABD Merkez Bankası FED, doların faiz oranını düşürdükçe, faizden para kazanan trilyonlarca dolar sahipleri, dünyadaki büyük tefeciler,  yüksek faiz veren ülkelere dağıldılar. Türkiye, bu konuda en ballı ülkelerden biriydi onlar için... Geldiler, vurgunu vurdular. Yüksek fiyatlardan dolarlarını bozdurdular, faize yatırdılar. Dolar bolluğu yaşanıldığı için, dolar aşağı indi... Bir yandan faizle paralarını büyüttüler, bir yandan doların düşmesini sağladılar.  Türkiye dolar cennetine döndü temelsiz, dayanaksız...  Dışarıdan gelen para; döviz- faiz-borsa üçgeni içinde ülkenin hazinesini kemiriyor; kalıcı tek bir yatırım yapılmıyor, istihdam yaratılmıyordu...
   Sekiz on yılın sonunda, faizden elde ettikleri yüksek getiriyi, düşük kurla yeniden dolara çevirerek, ülkeyi terk ettiler. Türkiye’nin çektiği dolar sıkıntısının nedeni bu. Amerika Merkez Bankası şimdi faizleri artıracağını söyledikçe, ülkemizden dolar kaçıyor. Bunun önüne geçmek için, bizim Merkez Bankası da, yeniden kesenin ağzını açarak, faizleri yükseltmek zorunda kalıyor...
   * * *
  
Montaigne’in çok sevdiğim sözünü bir kez daha hatırlatmakta yarar var: “Bizi yönetenlerin bizim kadar akıllı olmaları yetmez, bizden akıllı olmaları gerekir.”Bizden akıllı olacaklar ki, bizi uyarsınlar, bize doğru yolu göstersinler. Tam tersine onlar daha büyük savurganlık yaptılar. Koskoca devlet dört tane taşı bir araya getiremezmiş gibi, elin müteahhitlerinden dev binalar kiralandı, kalbur dolusu kiralar ödendi. Araçlar, makam otomobilleri vızır vızır ortalıkta dolaştı. Uçaklar, saraylar, yazlık saraylar; neler...
   Belediyelerdeki savurganlık, hele iktidar partisine mensup belediyelerdeki savurganlık... Karun kadar malın olsa tükenirdi. Soran, soruşturan, denetleyen kimsenin olmadığı bir ortamda merhametsizce harcadılar. Akıl almaz reklam giderleri. Sözde konferanslar, sözde danışmanlar için ayrılan ödenekler... Ah, o kaldırım taşlarının dili olsa da anlatsalar;  milletin parasını belediyelerin nasıl tükettiklerini, üstlerine başlarına döke döke nasıl çar çur ettiklerini...
   Neydi o savurganlık, o şatafat, o görgüsüzlük?

 

 

 



Bu yazı 857 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI